OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMEN ADAYLARINDAN SERGİ

Okuduğunuz haber
BAĞIMLILIĞIN TOPLUM ÜZERİNDEKİ ETKİSİNİ ANLATTI

KAYMAKAM UZAN, ŞEHİT VE GAZİ YAKINLARI İLE BİR ARAYA GELDİ

Anasayfa   /    Güncel    /    BAĞIMLILIĞIN TOPLUM ÜZERİNDEKİ ETKİSİNİ ANLATTI

BAĞIMLILIĞIN TOPLUM ÜZERİNDEKİ ETKİSİNİ ANLATTI

Yeşilay Muş Şube Başkanı Halil Sabak, bağımlığın toplum üzerindeki etkisi, belirtileri, kurtuluş yöntemleri, ve ebeveynler açısından dikkat edilmesi ve yapılması gereken konuları Gazetemize anlattı.

GÜNCEL      05 Mart 2019 - 13:12     329     0

BAĞIMLILIĞIN TOPLUM ÜZERİNDEKİ ETKİSİNİ ANLATTI

 

Türkiye’de ve dünyada hızla tütün, alkol ve uyuşturucu madde alım oranlarının artmakta olduğunu belirterek, maddeye başlama yaşının gittikçe düştüğünü ifade eden Yeşilay Muş Şube Başkanı Halil Sabak, "Diğer bağımlılıklar gibi teknoloji ve kumar bağımlılığı da kişiye, aileye ve topluma psikolojik, sosyolojik ve ekonomik zararlara yol açmaktadır. Bağımlılık kişinin bedensel, ruhsal ve sosyal hayatını olumsuz etkiler. Toplumun felaketi sayılabilecek bağımlılıkları engellemek ancak iyi bir koruyucu halk sağlığı yaklaşımıyla mümkün olur" dedi.

Yeşilay hafta etkinlikleri kapsamında tüm yönleriyle bağımlılık konusunu ele alan Yeşilay Muş Şube Başkanı Halil Sabak bilinmeyenleri sıraladı, ailelere çeşitli uyarılarda bulundu.

Bağımlı kişiler bağımlılığın bir hastalık olduğunu kabul eder ve hastalıklarda uyulması gereken kurallar olduğunu bilirlerse tedaviye uyumları bu vesile ile artar diyen Başkan Sabak açıklamalarını çeşitli başlıklar altında şöyle sıraladı.

BAĞIMLILIĞIN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Sürekli olarak aynı davranışta bulunmayı istemek, bağımlılığın en büyük belirtilerinden birisidir. Bağımlı davranış olarak düşünecek olursak, sürekli olarak sigara içmeyi istemek bağımlılığın bir işaretidir. Bağımlı kişiler, gittikçe bu özellikleri geliştiriyor ve tolerans sınırlarını genişletiyorlar. Dolayısıyla gittikçe daha fazla içme ihtiyacı duyuyorlar. Onsuz olamayacaklarını hissediyorlar. Onsuz yapamayacaklarını düşünüyorlar. Dolayısıyla onsuz olduğu zaman yoksunluk belirtisi gösteriyorlar. Madde bağımlılığı veya sigara bağımlılığı konusunda genellikle yoksunluk belirtileri şunlardır: Kaygılanma, sinirlenme, hırçınlaşma, hızlı nefes alıp verme, ellerde terleme gibi.

TİRYAKİLİK İLE BAĞIMLILIK ARASINDA BİR FARK VAR MIDIR?

Bağımlılık dediğimizde genelde olumsuz bir durumdan bahsediyoruz. Fakat gündelik kullanımda, toplumda tiryakilik sanki biraz daha iyiymiş, biraz daha sorunsuzmuş gibi değerlendiriliyor. Mesela çay tiryakisi veya dudak tiryakisi derken, sanki bir bağımlılık değilmiş, daha sorunsuzmuş gibi bahsediliyor. Oysa özellikleri itibarıyla baktığımızda tiryakilikle bağımlılık arasında hiçbir fark yoktur. Her ikisinde de aynı davranış kalıpları var. Her ikisinde de kişi, davranışı tekrarlama eğilimi gösteriyor. Her ikisi de kişi, bir süre sonra yoksunluk belirtisi göstermeye başlıyor. Her ikisinde de kişiler, bir süre sonra gittikçe daha fazla tolerans geliştirmeye başlıyorlar. Sonuç olarak aynı şeyden bahsediyoruz.

BAĞIMLILIK YAPAN MADDELER SADECE KULLANAN KİŞİLERE Mİ ZARAR VERİR?

Bazı gençler kullandıkları maddenin sadece kendilerine zarar verdiğini, kendi özgürlükleri olduğu için bunun başkalarını ilgilendirmeyeceğini düşünüyorlar. Oysa madde kullanımı, aslında tüm dünyada, küresel anlamda bir toplumsal problem olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü sonuçta buna bir beyin hastalığı diyoruz. Bu aynı zamanda kullanım davranışı nedeniyle şiddet davranışlarını artırıyor. Ülkedeki suç oranlarını artırıyor. Farklı riskli davranışları içerisine girmelerine sebebiyet veriyor ve bu riski artırarak kolaylaştırıyor. Öte yandan aynı zamanda ülke ekonomisini de ciddi anlamda bir zararı oluyor. Bu maddeleri kullananlarda bir hastalık meydana geldiği için kullanıcıların yatarak ya da ayaktan tedavi görmesi gerekiyor ki, bu giderler artıyor. Bu kişi suç süreci içerisine girdiği için aynı zamanda ceza adalet sistemi içerisinde ciddi bir bütçe kaybına sebebiyet veriyor.

SADECE ZAYIF KARAKTERLİ VE/VEYA DAVRANIŞ PROBLEMİ OLAN BİREYLER Mİ BAĞIMLI OLUR?

Böyle bir genellemeye gitmek biraz zor. Evet, zayıf karakterli diye ifade ettiğimiz, kendi sorunlarını üstlenmekten kaçınan kişilerin bağımlı olma ihtimalleri daha yüksektir. Ancak her zaman böyle bir genellemeye gitmek doğru değildir. Çünkü bazen güçlü karakterli olduğunu düşündüğümüz insanlar da bağımlı olabiliyorlar. Ancak özgüvenleri düşük olan, kendilerine çok fazla saygı duymayan kişilerin bağımlı olma ihtimalinin bir miktar yüksek olduğunu da belirtmek gerekir.

BAĞIMLI KİŞİLİK YAPISINA ZEMİN HAZIRLAYAN AİLE YAPISI NASILDIR?

Bağımlılığın ilk örneği anne ile çocuk arasındaki bağımlıktır. Dolayısıyla annelerin çocuklarına karşı fazla, aşırı bağımlılık göstermeleri çocukta da buna karşı bağımlılık örüntüsünü geliştirebilir. Anne babalar çocuklarına kendi başlarına ayakta durabildikleri ortamlar oluştururlarsa, böyle bir yaşam biçimi geliştirmelerini sağlarlarsa çocukların bağımlılık geliştirme ihtimalleri azalır. Ancak çocuk herhangi davranışında, herhangi bir şey yapmak istediğinde etrafındakiler onun isteklerine hemen cevap vermeye koşuyorlarsa bir süre sonra bağımlılık geliştirecek demektir. Bugün anne babasına bağımlı olan çocuk, yarın karşı cinsten birine bağımlı olur. Başka arkadaşlarına bağımlı olur. Dolayısıyla anne babaların davranışları çocukların bağımlılık geliştirmelerinde önemlidir. Çocuklarımıza özerk olmayı öğretmek zorundayız. Kendi başlarına ayakta durmayı öğretmek zorundayız. Bunun için de aynı zamanda bizim çocuklarımıza karşı olan bağımlılıklarımızı da dizginlemek veya denetlemek zorundayız. Çocukların kendi başlarına özerk bir hayat kurmasına izin verebilmek gerekir.

SADECE ZAYIF KARAKTERLİ, PROBLEMLİ ÇOCUKLAR MI BAĞIMLILIĞA MEYİLLİDİR?

Zayıf karakter dediğimiz durumu tespit etmek çok fazla mümkün değil. Bir kişinin bağımlılığa bulaşmasında problemli aileler elbette bir risk faktörüdür. Ama bağımlılıkla alakalı bildiğimiz, temel bir gerçek şudur: Bağımlılık herhangi bir sosyal rolle ya da sınıfla alakalı değildir. Yani bir insan zengin de olsa fakir de olsa, bir insan okumuş da olsa okumamış da olsa, bağımlı olabilir. Şayet riske götüren faktörlere dikkat etmezse hangi mesleğe ve sosyal role sahip olursa olsun, hangi sosyal sınıfa dahil olursa olsun, o insan bağımlık alakalı risk altındadır.

HANGİ EBEVEYN TUTUMLARI MADDE/ALKOL/SİGARA KULLANIMINA ZEMİN HAZIRLAR?

Sınır koyamayan, baskıcı ebeveyn tutumları, çocuğunun nerede ve kiminle ne yaptığını bilmeyen ebeveynler, gereğinden fazla sınır koyan ama gereğinden fazla baskı yapan ebeveynler. Yani iki uç da aslında bağımlılık açısından zararlıdır. Çocuğun sınırları bilmeye ihtiyacı vardır. Neyi, neden yaptığını bilmeye ihtiyacı vardır. Ama bazı durumlarda da sınırların esnemesi gerekir. Bu anlamda sınırlar ve kurallar esneyebilir ama deliksiz olmalıdır. Çok katı tutum işe yaramayacağı gibi, çok geniş tutumlar da bağımlı için risk faktörüdür. Bir atasözü vardır hani, “azı karar çoğu zarar”. Hakikaten orta kararda gidildiği zaman en azından bağımlılık için ailesel risk faktörleri ortadan kalkmış olur. Ama tabi çocuğun bağımlılıkla tanışması açısından kaotik aileler, bağımlılığı olan ebeveynler her zaman bir risktir.

AİLELER ÇOCUKLARINI BAĞIMLILIKTAN UZAK TUTMAK İÇİN NELER YAPMALIDIR?

Ebeveynlerin doğru rol modelleri olması lazım. Ebeveynlerin alkolik olmaması yetmez. Çünkü zaten alkolik bir ebeveyni çocuk rol model almaz. Aksine, bu şekilde büyüyen çocukların alkolden daha çok nefret ettiklerini biliyoruz.  Ancak ailenin içinde alkolün çeşitli vesilelerle bir eğlence aracı olarak sık kullanılması, alkolün çok güzel bir şey olarak sunulması, bir kültür olarak bunun çocuğa verilmesi o çocuğun da alkol kullanmasını kolaylaştırır. Ve eğer genetik bir yatkınlığı varsa veya daha ileriki dönemlerde yaşayacağı bir takım streslerle, sorunlarla bu bir bağımlılığa dönüşebilir. Öte yandan ebeveynin çocuğuyla iletişimi de çok önemli. Ebeveyni ile iletişimi bozuk olan gençlerde; mesela çok aşağılanan, hor görülen, hiçbir yaptığı beğenilmeyen, sürekli eleştirilen çocuklarda alkol ve uyuşturucuya yönelmeyi sık görüyoruz. Bunun tam tersi çok fazla şımartılan, hiçbir sınır konulmayan, ne zaman geldiği-gittiği belli olmayan daha küçük yaşlardan itibaren çok geç saatlerde dışarıda kalmasına kontrolsüz bir şekilde izin verilen gençlerde de yine bu tehlike çok fazla.

YASAKLAR MERAK UYANDIRARAK İNSANLAR ÜZERİNDE TERS BİR ETKİ YAPABİLİR Mİ?

Bazen yasak tam tersine bir etki yapar. Yasakladıkça insanlar üstüne giderler. Dolayısıyla bir şeyin yasaklanabilmesi için bir takım şartların oluşması gerekiyor ki, devletlerin veya toplumların bu şartların oluştuğuna karar vermeleri gerekiyor. Asıl önemlisi, zaten kişiler merak etmişlerse ve siz onu yasaklamışsanız, o kişiler bunu daha fazla merak etmeye başlayacaktır. Bu durumda daha fazla yaygınlaşmasını sağlamış olursunuz. Bu yüzden yasal düzenlemeler, genelde davranışlardan sonra gelişir. Önce insanlar tiryaki olurlar, sonra yasal düzenlemelerle o tiryakilik yasaklanmış olur. Önemli olan yasaklarla veya dış baskılarla insanların herhangi bir davranıştan vazgeçmeleri değil, kendi içsel dirençleriyle bundan vazgeçmeleridir. Eğer insanlar kendi içsel dinamikleriyle bağımlıktan kurtulmayı başarabilirlerse, bağımlı olmayabilirler. Sırf yasal zorunluluktan dolayı bağımlı olduğu bir maddeyi veya davranışı bırakan kişi, bir süre sonra başka bir maddeye bağımlılık geliştirebilir. Bağımlılıktan kurtulmanın yolu içsel direnci geliştirmektir, içsel dinamikleri harekete geçirmektir. Bu yüzden yasal düzenlemeler ancak içsel dinamikleri harekete geçirebildikleri ölçüde sağlıklıdır ve doğru bir davranış olur.

EBEVEYNLER ÇOCUKLARININ BAĞIMLI OLDUĞUNU NASIL ANLARLAR?

Ebeveynler çocuklarının bağımlı olduklarını birçok yöntemle anlayabilirler. Bazı durumlarda çocuğun odasında maddeyi, sigarayı bulurlar. Bazı durumlarda çocuğun üstündeki kokudan anlarlar. Bazı durumlarda çocuk eve sarhoş gelir ve buradan anlarlar. Ama tabi, bu ebeveyn için ilk büyük şoktur genellikle. Ve ilk tepkileri de reddetmek olur.

BAĞIMLILIĞIN TEDAVİSİ MÜMKÜN MÜDÜR?

Bağımlı kişilik olarak baktığımızda tedavisi biraz daha zordur ama imkânsız değildir. Bağımlı davranış olarak ele aldığımızda ise tabi ki mümkündür. Bizim genel olarak insan anlayışımız insanın kendi davranışlarını değiştirebileceği yönündedir. Bu yüzden de bağımlı davranışa da sahip olsa, bağımlı kişiliğe de sahip olsa biz insanların davranışlarını değiştirebileceğini düşünürüz. Davranışlarını daha iyiye yönlendirebileceğini düşünürüz. Kişinin herhangi bir bağımlılığı varsa, bu bağımlılıktan bir şekilde kurtulması, bu bağımlılıktan kurtulması için çaba göstermesi, her şeyden önce de ümidini kaybetmemesi gerekir. Yani bağımlılık bir kader değildir. Dolayısıyla kişiler eğer isterlerse, eski terimle hazmederlerse, bağımlılıktan kurtulabilirler. Başlangıçta bir nesneye veya bir kişiye karşı gösterilen bağımlılık daha sonra onlarla daha sağlıklı ilişkiler biçimine dönüştürülebilir. Bu bazı durumlarda zordur. Yani kişinin bağımlı davranışla başa çıkması biraz daha kolayken, bağımlı kişilikler psikolojik danışma veya psikoterapi gibi psikolojik bir desteğe ihtiyaç duyabilirler. Bazı durumlarda tedavi edilmesi gereken bir takım rahatsızlıklarla karşı karşıya kalınabilir.

BAĞIMLI BİREYİN TEDAVİSİ, SADECE BİREYİN İSTEĞİYLE Mİ YAPILMALIDIR?

Bağımlılık tedavisinde bireyin isteği, motivasyonu tabi ki önemlidir. Ancak bunu sağlamak için çevrenin tutumları da önemlidir. En sık yapılan hata şudur: Kişinin çevresindekileri ya da ailesi o kişinin alkol ya da uyuşturucu kullanımına bağlı olarak yaşadığı sorunları kapatırlar, telafi ederler, o kişinin arkasını toplarlar. Daha sonra da ona “içme, kullanma” derler. Böyle bir durumda, o kişi keyfini yaşıyor, diğer kişiler de kahrını çekiyordur. Bu tip bir durumda o kişi alkol ya da madde kullanmayı bırakmak istemez. O nedenle bu durumdaki kişilerin alkol ya da madde kullanımının olumsuz sonuçlarıyla direkt olarak yüzleşmesine izin vermek gerekir. Örneğin alkol alan birisi dışarılarda sızıyor, onu evine yakınları getiriyor, oraya buraya kusuyor ve sabah o kişi bunları doğru düzgün hatırlamıyor bile. Ve çevresindekiler sürekli “alkolü bırak” diyorlarsa bu genellikle faydalı olmaz. Ama onun yerine, bu türden şeyler başına geldiği zaman kızmadan, darılmadan, o kişiye bağırmadan, önceden söyleyerek, “bak sen bunu, bunları yaşıyorsun ve biz de hep arkanı toparlıyoruz, sana kızmadan söylüyoruz, bak bu senin sorumluluğun, eğer böyle bir şey olursa bir daha bunu yapamayacağız” diyerek ve bu kaç kere tekrar ederse etsin bu kararlılığı sürdürerek o kişinin değişmeye motive olmasını sağlayabilirler.

BAĞIMLILIK TEDAVİSİNDE YATARAK MI, AYAKTA TEDAVİ Mİ DAHA ETKİLİDİR?

Bağımlılık tedavisinin mutlaka yatarak yapılması gerekmemektedir. Bağımlılığın şiddeti, kişinin sosyal desteği, psikolojik ve psikiyatrik sorunlarının olup olmaması ya da tıbbi durumuna göre bir karar verilir. Öncelik ayaktan tedavilerdir. Ancak kişinin kullanımı çok yoğunsa, hiç durduramıyorsa, uzun süre ara vermeden kullanıma devam ediyorsa ya da bazı tıbbi sorunlar, psikiyatrik sorunlar gelişmişse ya da ayaktan yapılan tedaviler başarısız kalmışsa o zaman yatarak tedavinin yapılması gerekli olur.

TEDAVİ SONRASI KİŞİ NÜKSTEN NASIL KORUNABİLİR?

Tedaviyle alkol, madde ve sigarayı bırakan kişilerin tekrar eski duruma dönmemeleri için bağımlı oldukları şeylere karşı isteği tetikleyecek durumlardan, ortamlardan, kişilerden mutlaka uzak durmaları gerekir. Kişinin devamlı canı istemez, aklında yoktur ama tetikleyici bir şey olduğunda o istek birdenbire yeniden canlanır, içinde bir kıpırtı olur. Kullanmamaya kararlı olduğu halde o istek bir kez başladığında mantığı farklı çalışmaya başlar. Bir takım bahaneler üretir. İşte, “bir kereden bir şey olmaz” der. “Zaten ben baştan da bağımlı değildim” der. “Şu kadar aydır kullanmıyorum, bağımlılıktan artık kurtuldum, bağımlı olmadığımı ispatladım, bir tanecik kullanacağım, sonra devam etmeyeceğim” der. Ne yazık ki bir kere başladığı zaman eski haline geri döner. Onun için o ilk tekrar kullanımı engellemek çok çok önemlidir. Bunun için tetikleyicilerden uzak kalınmalıdır. Sözgelimi alkol sorunu olan bazı kişiler, “ben artık içmiyorum,  sadece arkadaşlarla oturuyorum, işte onlar içki içiyorlar ben soda içiyorum, bu şekilde irademi güçlendiriyorum” diyerek kendilerini kandırıyorlar. Aslında o kişiler o sırada kendini durdurabilirler ama o iştah kabarması bir tür şehvet gibi üst üste artan bir etki yapar ve bir noktadan sonra artık kendilerini durduramaz hale gelirler.

GENÇLER MADDE/ALKOL KULLANMAYA ZORLA MI BAŞLATILIYOR?

Gençler alkol ve madde kullanmaya asla zorla başlatılmıyorlar. Çünkü akran ilişkilerinde şöyle bir zemin var. Mesela bir gençlik grubu içinde bazı kişilerin madde, alkol veya sigara kullanıyor olması doğallığında bunları kullanmayan diğer grup üyelerinin süreç içerisinde dışlanmasına, baskı altına alınmasına ya da mobinge maruz kalmasına zemin hazırlayabiliyor. Şöyle ki; özellikle ergenlik döneminde öne çıkmanın, popüler olmanın, bazı farklı özellikleriyle belirgin hale gelmenin gençler arasında yaygın olduğunu görüyoruz. Bunun bir ergenlik dönemi durumu olduğunu biliyoruz. Maddeyle ya da alkolle farklı bir sosyal çevreye kavuşmuş ve kendini farklı gösteren bir grup içindeki kullanmayan gençlerin de bu akran ilişkilerini zedelememek, bu arkadaş grubundan kopmamak adına zaman içerisinde ve süreçle kesinlikle bir maddeye bulaşma eğilimi gösterdiğini görüyoruz. Tabi ki madde kullanılan bir ortamdaki herkes hemen madde kullanmaya başlar diyemeyiz. Ama bunun çok önemli bir potansiyel risk taşıdığını kabul etmeliyiz. Bu sebeple mümkünse evlatlarımızı, gençlerimizi, alkol ve madde kullanılan ortamlardan bir şekilde uzak tutmaya çalışmalıyız. Bunun yanında gençlerin madde kullanmaya yönelecek davranışların bir öncesinde onların farklı sosyallikler kazanabilecekleri ortamları mümkünse hasıl etmeye çalışmalıyız.S.BALKAYA

YORUM EKLEYİN

X

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen ziyaretçilere aittir.

X

Habere hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.

GÜNÜN MANŞETLERİ

FOTO GALERİ