MUŞLU DOKTOR'UN SÖZÜ VAR HEMŞERİLERİNE

Okuduğunuz haber
İSLAMİ İLİMLER ZİRVESİ BAŞARIYLA TAMAMLANDI

Muş'ta "İŞ-KUR Kariyer Günleri" etkinliği

Anasayfa   /    Güncel    /    İSLAMİ İLİMLER ZİRVESİ BAŞARIYLA TAMAMLANDI

İSLAMİ İLİMLER ZİRVESİ BAŞARIYLA TAMAMLANDI

Muş Alparslan Üniversitesinin  sahibi olduğu İslami İlimler Zirvesi sona erdi.

GÜNCEL      05 Mart 2019 - 13:04     1220     0

İSLAMİ İLİMLER ZİRVESİ BAŞARIYLA TAMAMLANDI


Akademik Koordinasyon Topluluğu (ÜNİAK) tarafından organize edilen Zirvenin başarıyla icra edilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Prof. Dr. Polat, bu gibi ilmi buluşmaların hayırlı sonuçlar doğuracağına yürekten inandığını söyledi.

1071 Malazgirt Kongre ve Kültür Merkezindeki oturumlara farklı üniversitelerden çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı. 

Zirvenin ikinci gününde Kuzey Kıbrıs Sosyal Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cağfer Karadaş, “Kelam İlminin Temel İşlevi (Kelam’ın Dünü ve Bugünü), İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse, “Fıkhi Mirasımızın Değeri Üzerine”, Bingöl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Çapak, “İslami İlimlerin Temellendirilmesinde Mantık İlminin Rolü” ve Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kadir Özköse, “İslami Disiplinler Arasında Tasavvuf İlminin Yeri” hakkında sunumlar yaptı.

 İslami İlimler Zirvesi katılımcıların 1071 Kongre ve Kültür Merkezi önünde hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi. 

PROF. DR. POLAT: “SİZLER, ZAHMETLİ AMA DAHA DEĞERLİ OLAN İLME TALİP OLUNUZ.” 

Zirvenin açılışında yaptığı konuşma büyük ilgi gören Rektörümüz Prof. Dr. Fethi Ahmet Polat, konuşmasında şu noktalara dikkat çekti: “Sevgili öğrenciler. Bana göre bilim, insana mezara kadar eşlik eder ve çok değerlidir; ancak ilim, ebedî yol arkadaşımız olup ilkinden çok daha yüksek kıymeti haizdir. Sizler, zahmetli ama daha değerli olan ilme talip olunuz. 

Ne yazık ki bugün talebelik, ilim yolculuğundan çok diploma avcılığıdır. Oysa ne diploma avcılığı yaparak âlim olabiliriz ne de kendimizi bir mesleğin sağlayacağı hayat konforuna endeksleyerek ilme ulaşabiliriz. İlgi odağına bu yanlış hedefleri koyan Batı, güven duygusunu yitirmiş kaygılı tutsaklar ülkesi; insanına ve devletine, hatta kutsalına karşı kendini sürekli koruyan tedbirleri ile irşâd edilme imkânını ortadan kaldırmış bir mahrumiyet adasıdır. 

Kitabı bizdeki gibi Allah’ın adıyla başlayıp Vallahu a’lemu bi’s-savâb (en doğrusunu Allah bilir) diyerek bitmeyen, gökler karşısında korumasız kalmış bir medeniyetin çocukları, ilhamını göklerden alan Doğu’nun sıcak güneşinden bîhaberdir. Bundan da acısı, uzunca bir süredir bizim de bu güneşin sıcaklığından mahrum kalmış olmamız, başkalarının soğuk gezegenlerine güneşmiş gibi sığınmaya çalışmamızdır. Üsküplü Yahya Kemal’in, tarlası kendinden habersiz sürülen çiftçiler gibi, ülkemizin de ruh ve gönül dünyasının başkaları tarafından sürülüp tahrip edildiğine işaret eden, “Zâikamızı başka bir âlemin şairleri terbiye ettiler.” sözü, bu hazin durumu ne de veciz dile getirir.İlim, kutsî bir meşguliyettir. Ancak bizi yaratıcıdan uzaklaştıran her türlü yapılaşma, İslam’ın nazarında fıtratı bozma (deformasyon), yahut ona kendi dışından biçim verme (reformasyon) olarak takbîh edilmiştir. Batılı dostlarımız (!) kızacak belki ama söylemekte niçin tereddüt edelim; fıtrattan uzaklaşan her oluşum, adına medeniyet denilse dahi kitabımızca sapkınlık addolunur. Roma şehirleri bir medeniyet göstergesi olarak elbet muazzam yapılardır; gelgelelim insanların aslanlara atıldığı, kölelerin gladyatörlere dönüştürülüp doğrandığı arenalar, sonucu iki yarışçıdan birinin mutlak ölümü olarak belirlenen atlı araba yarışlarının icra edildiği kolezyumlar yahut putperestliğin tiyatro adıyla sergilendiği amfi tiyatrolar, sapkın bir medeniyetin örnekleri değil de nedir?

Kaygısı tevhid olmayan bilimin kavgası dünya içindir. Vaz’ olunma amacı Allah rızası olmayan ilim gayr-ı İslamî’dir. Gayr-ı İslamî olan her şey, aynı zamanda gayr-ı insanîdir. Hayatı parçalı bulutlu tabloya dönüştüren, dünyevîliği varoluşun nihai gayesi tayin eden, ferdin ve toplumun kurtuluşu için bireysellik batağına levha çakan her anlayış, insanlığı felakete götürmeye mahkûmdur. Hiçbir şey için olmasa dahi, sadece bunun için, evet insanlığın kurtuluşu için İslam’ın rengiyle boyanmış ilmin rüchâniyeti vardır. Çünkü bizim dünyamızda en girift meseleleri dahi en sade formuyla anlayan bilge adamlar dolaşır. Bizim dünyamız düşündüğü için var olanların değil, düşündüğü için var edenlerin cennetidir. Bizim dünyamızda kardeşi ihyâ olsun diye ifnâ olmak sıradan iştir. Bu şerefli dünyanın bir yitik cennet (el-firdevsü’l-mefkûd), bir yâd-ı cemil olmaktan çıkarılıp elle tutulur, gözle görülür bir medeniyet modeline dönüştürülmesi için yapmamız gereken iş çoktur. Her şeyden önce, İslami ilimlerin ihyası için bakış açımızı değiştirmemiz şarttır. Bakış açısını değiştirmek, yorulan sol gözün yerine sağ gözü koymak, ışığın iz düşümünü dikkate almak, farklı yüksekliklerden meseleye bakmak gibi en iyi görüntü almak üzere pozisyon değiştirmek meyanında her türlü tavrın ve tutumun adıdır. Yoksa baktığımız gözlükleri yere çalıp başkalarının numaralı gözlüklerini ödünç almak değil”E.BOZKURT

 

YORUM EKLEYİN

X

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen ziyaretçilere aittir.

X

Habere hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.

GÜNÜN MANŞETLERİ

FOTO GALERİ